Sayfalar

22 Kasım 2012

DÜĞME KURABİYE



Bu aralar bloguma elimde olmayan nedenlerden dolayı maalesef tarif ekleyemiyorum ama bu şekilde de pek bir renksiz kaldı sanki sayfam...Şöyle arşivi karıştırınca blogumu yeni açtığım zamanlarda yaptığım düğme kurabiyeyi tekrar yayınlamak istedim...Belki sizlere fikir verir belki biraz gıda boyası veya pancar ya da ıspanak kullanarak daha bir renkli düğmeler yaparsınız.....


düğme kurabiye

Malzemeler :
150 gr tereyağ
1 bardak şeker
1 çay kaşığı karbonat ( silme )
1 çay kaşığı vanilya
1 yumurta
1 çay kaşığı zencefil ( ben kullanmadım )
aldığı kadar un
düğmelerin üzerine çizgi yapmaya yetecek kadar çikolata

Yapılışı :
Oda ısısındaki tereyağı ve  şekeri karıştırıp yumurtayı ekliyoruz..
Daha sonra diğer malzemeleride ekleyip aldığı kadar un ile  ele yapışmayacak bir hamur elde ediyoruz...
 Hamuru biraz dinlendirip unlu tezgah üzerinde yarım cm kadar açıp su bardağıyla kesiyoruz çıkan yuvarlaklara çay bardağıyla basıyoruz ama sadece iz oluşması için hamurun kesilmemesi gerekli buna dikkat edelim.Elde ettiğimiz bu şekilleri yağlı kağıt üzerine yerleştirerek üzerine düğme deliklerini de açıyoruz bunun için sivri uçlu bir alet kullanabilirsiniz.......
Önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzerleri hafif pembeleşinceye kadar fırınlıyoruz...
 Pişen kurabiyeleri iyice soğumaya bırakıyoruz...
Bu arada çikolatayı benmari üsülü eritebilir yağlı kağıttan küçük külah oluşturarak  veya evde ekmeğe sürülebilen kahvaltılık çikolata varsa bir kürdan yardımıyla üzerlerinin iplerini oluşturabilirsiniz....
Düğmeler istenilenen büyüklükte olabilir tabi renklide ....
Afiyetler olsun....

Read the rest of the Post >

17 Kasım 2012

AYLARDAN KASIM MEVSİMLERDEN SONBAHAR

Ege'de sonbahar bir bambaşkadır.....
Severim sonbaharı ,o yazdan kalma sıcak havaların yerini serinliğin,sakinliğin alması, dökülen yaprakların tonlarıyla bezenen her şey  huzur ve rahatlık verir bana.....Bu mevsimde sakin yerlerde kitap okumak hele ki buna deniz kokusu ve dalgaların sesi eşlik ederse  en büyük zevkim bugün ise sonbaharın hafif serinliğini çamların kokusunu içime çekerek Ahmet Ümüt'in " Sultanı öldürmek "  adlı romanını keyifle okuyorum.....

Ahmet Ümit
Sultanı öldürmek



Keyifle okuyabileceğiniz bu kitabın sayfaların altını çizdiğim tadımlık kesitler paylaşmak istiyorum..

Sayfa : 95

Altın bir gerdanlığın yedi ucunda ,yedi kırmızı yakut. Küpelerinde de aynı kırmızı taşları ama daha küçükleri.... İsmi bile vardı: Çeşmi-Lal......Suskun göz...
Ya da sevgilinin ağlamaktan kan çanağına dönüşmüş gözleri....
Çeşmi-Lal.....

Sayfa : 117

Bilmem kaçıncı katın merdivenlerinin ortasına gelmişim.Fakat soluğum kesilmiş, nefes nefes kalmıştım. Babamla kayır için üniversiteye girdiğimizde nasıl da keçi gibi tırmanıyordum bu basamakları birer ikişer....
Hiç öyle olmamıştı, o zaman da eti budu yerinde bir genç irisi olduğumdan kan ter içinde kalmıştım..Ve babamın otoriter sesi kulaklarımda yankılanmıştı.
" Yüksel, yüksel ki yerin bu yer değildir/Dünyaya geliş hüner değildir."
Yükseldik işte, öğrenci girdiğimiz üniversiteye profesör olduk. Dahası var mı ? Var!Nüzhet olmak...
Sadece bu üniversiteye değil bütün üniversitelerin dik merdivenlerini dağ keçileri gibi tırım tırım tırmanmak ...
Ve o yıldızlı zirvede muhteşem yalnızlığı tatmak...Ve o zirveye ulaşmak için pek çok şeyi göze almak...

Sayfa : 129

" Sakın tekrar ile ezberi birbirine karıştırma .Ezber insanı papağan yapar, tekrar ise düşüncelerini açıklarken sırtını yaslayacağın bilgileri hafızanda tutar. "

Sayfa : 159

İkindi güneşinin hükmünü yitirmesiyle dün geceden kalan karlar yeniden katılaşmaya başlamıştı. Roma imparatorlarının gururla geçtiği, Osmanlı padişahlarının halka göründükleri, her iki medeniyetin de saraylarına uzanan bu ana yolda, yani günümüz Ordu Caddesi'nin pek de düzgün olmayan kaldırımlarında yürürken kendimi, Sadrazam Çandarlı Halil Paşa gibi hissediyordum.Tedirgin,gergin,kuşkulu.Acaba bu işin sonu nereye varacaktı ?

Sayfa : 206

Kadıköyü. Öyle derdi anneannem, biz de öyle söyleyegeldik. Çünkü bu topraklar,Kostantiniyye'nin fethinin ardından,kentin ilk kadısı olan Hızır Çelebi'ye verilmişti.O sebepten bölge olarak anılıyordu..
Şimdilerde yanlış bir tabirle Kadıköy diyorlar.

Sayfa : 241

" Bir memlekette namuslu insanlar en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça o memleket için kurtuluş yoktur."

Sayfa : 442

Tabibler kim verdi hana / O han içti şerbeti kana kana / ciğerin doğradı şerbet o hanın / hemin- dem zzri etti yana yana / Dedi niçün bana kıydı tabipler / Boyadılar ciğeri canı kana.

*********************************************************************************
511 sayfalık bu kitabı zevkle okudum.....

Read the rest of the Post >

16 Kasım 2012

32. GÜN


Pemfigus vulgaris tanısıyla tedavi gördüğüm hastanede bugün 32. gündeyim , halen tedavim devam etmekte ve sanırım bir kaç hafta daha buradayım....
Şu ana kadar bir hayli yol kat ettik... Yaralarda,yitim alanlarında ve tırnaklarda  bana göre yavaş doktorlara göre hızla iyileşme var  eee olsun artık tam beş ay bitmek üzere..Neredeyse altı ay kınası yapacağım :) 
İki gündür ilaçların dozunu düşürdük ,ilaçların yan etkilerinden  miğde bulantılarım azaldı, kortizonun kullanımından dolayı yüzde ,göbekte ve boyunda şişlikler çok dikkat edip tuzsuz yediğim halde az da olsa oluştu tabi bu geçici bir durum...Artık geceleri daha rahat uyuyabiliyorum ve yeni çıkan döküntüler yok..Saç diplerindeki yaralarda azaldıkça eskisinden daha rahat saçlarımı tarayabiliyorum gerçi birazda saçlarım döküldü..Tırnaklarım da bir tanesi hariç çok daha iyi biraz deforme oldular ama sanırım zamanla eski halini alırlar..Duş da daha uzun süre kalabiliyorum ama hala liflenemiyorum.. Bunun dışında blog arkadaşım Leyla ( begonya35) da aynı hastanede belinden ameliyat oldu fırsat buldukça azda olsa  yanına gidip sohbet ettik... Bir blogcunun arayıptı bulamayacağı şey blog arkadaşını daha yakından tanımak olsa gerek :) Kendisi şu an iyi evine bile çıktı ama ameliyat öncesi soğukkanlılığına ,sakinliğine ve cesaretine hayranım ve ameliyat  sonrası bir şey istiyormusun diye sorduğumuzda biscolata istiyorum dedi ama nasılda güzel istiyor bir duysanız narkozun etkisiyle dili de dolanıyor ne güldük ama :)canım benim   çok geçmiş olsun diyor acil şifalar diliyorum...

Şimdilik benden bizden  bu kadar, geçmiş olsun dileklerini gönderen herkese çok teşekkür eder ben de sizlere hastane bahçesinde resmini  çektiğim dağ çileklerini gönderiyorum :)

dağ çileği

Bu konuda ki bir sonraki postum geçti, gitti ,bitti, evdeyim diye olur inşallah....Pemfigus tekrarlayabilen bir durummuş ama ben bir daha çıkarmayacağıma dair kendime söz veriyor ahanda buraya yazıyorum :)


Read the rest of the Post >

15 Kasım 2012

HEM SAKAR HEM HIRSIZ


 Çok sakar gördüm ama sen bir bambaşkasın :)



Read the rest of the Post >

14 Kasım 2012

SEVGİ AĞACI


Sevgili Leyla arkadaşımın öncülüğünde Türkiye'nin her yerinden sevgi ağacımıza yaprak gelmeye devam ediyor ....Şu ana kadar 52 tane oldu ve henüz elimize daha ulaşmamış yapraklarda  var tabi onlarında en kısa zamanda gelmesini bekliyor katılan ve katılacak olanlara şimdiden ellerine emeğine sağlık ve katılımlarından dolayı çok teşekkür ederiz....Nedir sevgi ağacı ? Nasıl katılabilirim ? Benim haberim yok diyorsanız Leyla arkadaşımın sayfasına BURADAN  ulaşabilir ve detaylı bilgi alabilirsiniz.....Gerçekten güzel işler ortaya çıkmış bazıları var ki çok anlamlı ,bazıları çok zarif, bazıları çok renkli.....
Hayydiii kızzzlar desteklerinizi bekliyoruz yapraklarımızı gönderin o marifetli ellerinizle sevgi ağacımızı oluşturalım güzel bir projeye imza atalım.....
sevgi ağacına yaprak

Bu da benim sevgi ağacına yaprağım......



Evde ki artık yünleri ve düğmeleri değerlendirerek yaptım.....
Eminim sizler daha güzellerini yaparak bu projede yer almak isteyeceksiniz....Gelen yaprakları birleştirip dünya kadınlar gününde sergilemeyi düşünüyoruz... Belki bir sponsorla bu parçanın gelirini bir hayır kurumuna bağışlayabiliriz....

Read the rest of the Post >

12 Kasım 2012

SMİLEY TEYZE

                                             
  28 gündür hastanede aynı odayı paylaştığım Elif teyze de kullandığı kortizonlar nedeniyle beklenildiği gibi yüzü aydede görnümünü aldı ama bir insanı bu görüntü bu kadar mı yakışır çok tatlı bir görüntüsü oldu hele birde gülümseyince tam bir msn ikonlarındaki smileyllere benziyor ...

kortizon kullanımında yüzün görünümü

Kendisinin izniyle resmini yayınlıyorum...
                                              Herkese çok selamı var.....
   Beni sorarsanız , benim de biraz yüzüm şişti,biraz gıdı eeee birazda göbek yaptım....
Tabi bunlar geçici durumlar....
Sağlıcakla kalın......

Read the rest of the Post >

10 Kasım 2012

10 KASIM DA İZMİR CUMHURİYET MEYDANI

İzmir`de binler Cumhuriyet Meydanı`na ATA`sına koştu...
2.400 kişi Atatürk Portresi çizdi, 50 bin İzmirli sevgi çemberi oluşturdu...
Teşekkürler ATATÜRK sevdalıları, Teşekkürler İzmir....


Atatürk Portresi


Read the rest of the Post >

8 Kasım 2012

AKİK TAŞI * AFYON GAZLIGÖL * ELEM NEŞRAH

TAŞLARIN BÜYÜSÜ, SULARIN ŞİFASI VE DUALARIN GÜCÜ

Bazen hayatımıza anlıkta olsa birileri girip çıkıverir. Bazıları hemen unutulur , bazıları akıllarda kısa kalır,bazıları ise bir kaç saatliğine hayatımdan gelip geçen hastanede tanıştığım Mihriban teyze gibi kısa ,öz ve değerli bilgileriyle hatıra kalır...

Elini sürekli boynundaki akik taşının üzerinde tutan ve bu taşın kendisini kem gözlerden ve hastalıklardan koruduğunu inanan Afyon'lu 65 yaşlarındaki Mihriban teyze bu kolyesini çocukluğundan beri hiç çıkarmadığını kendisinden önce annnesine ve ondan onca anneannesine ait olduğunu söyliyerek inaçla ölünceye kadar çıkarmam diyerek keyifle memleketi Afyon'u anlatmaya başladı.

Bizim oralar birbambaşkadır bir gazlıgölümüz vardır pek bilinmez ama suları  her herde şifadır diye sözlerine devam ederek bu gölün efsanesini anlattı.Anlattıklarını biraz araştırınca ilk düşüncem bu gölü yakından görmek oldu .

AKİK TAŞI

EFSANEYE GÖRE GAZLIGÖL

Efsaneye göre, Kral Midas her şeye sahip olmasına rağmen hiç çocuğu olmayan bir Kralmış. Kral bu duruma çok üzüldüğünden gece gündüz Tanrı'ya yakarıp yalvarırmış bir çocuğu olması için. Nihayet Kral Midas'ın dünyalar güzeli bir kızı olmuş. Kral'ın kızı Suna; genç kızlığa adım attığı yıllarda illet bir hastalığa yakalanmış. Bu güzel kızın vücudunda çıbanlar çıkmış. Bu sulu çıbanları hiçbir hekim iyileşti-rememiş. Ağrısına ve sızısına ve bir türlü iyileşmeyen bu yaraların üzüntüsüne dayanamayan güzel kız Suna; yollara düşmüş. Dağ tepe demeden gezip dolaşır olmuş. Kral Midas, kızını kollamaları için peşinden gözcü yollamış. Kralın toprakları içindeki Afyon yakınlarına kadar gelmiş güzel kız. Tam yaz aylarında olduğu için Suna çok susamış. Biraz su içebilmek için su aramış. Şu an Gazlıgöl kaplıcasının bulunduğu yerlerde yeşilliklerle çevrili bir su görmüş. Susuzluktan kavrulan kızcağız, çevresindeki bataklığa aldırmadan koşmuş suya. Eğilerek o sudan kana kana içmiş. Bir de bakmış, suyun değdiği yerlerde bir tatlı gıcıklanma, bir sancı kesilme, bir huzur oluşmuş. Güzel kız atmış kendini suyun içine. Ağrıları yavaşlamış. Sudan çıkıp günlerdir uykusuz ve yorgun olduğundan uzanıvermiş oraya ve derin bir uykuya dalmış. Suna, uyandığında ağrılarının kalmadığını, çıbanların kurumaya başladığını görmüş. O suyun yanında bir hafta kalmış. Bir hafta sonra çıbanları, yaraları tamamen geçmiş. Suların aksinde eski güzelliğine kavuştuğunu gören güzel Suna , sevincinden deliye dönmüş. İleriden onu gözleyen gözcüler, kızın iyileştiğini anlayınca yanına gelmişler. Suna başına gelenleri bir bir anlatmış. Sonra saraya dönmüşler. Kızını merak edip gece gündüz yas tutan Kral Midas, kızının bu iyileşmiş halini görünce çok sevinmiş. Kızına "Seni hangi hekim iyileştirdi, söyle hekimbaşı yapayım?" demiş. Sunada " Beni hekim değil, ülkende çıkan sıcak su iyileştirdi, baba" diye cevap vermiş. Bunun üzerine Kral, "Tez oraya bir hamam yapılsın, gelen geçen dertliye derman dağıtır." diye ferman vermiş. Bu kaplıcanın Frigyalılar zamanından beri kullanıldığı sanılmaktadır.


GAZLIGÖL-AFYON


Bu sohbetinin sonunu Mihriban teyze çok faydalı olduğuna inandığı Elem Neşrah duası ile tamamlıyor....

Bismillahirrahmanirrahim
Elem nesrah leke sadrek ve vada'na anke vizreke Elleziy enkada zahreke Ve rafa'na leke zikreke Feinne me'al' usri
yüsren İnne me'al'usri yüsren Feiza feragte fensab Ve ila rabbike fergab.

ELEMNEŞRAH


Elem Neşrah Suresi Arapça Anlami Ve Meali ;
1-) Biz senin için (mutlulugun) gögsünü açmadik mi?
2 -) Senden yükünü indirmedik mi?
3 -) O senin sirtini ezen yükü.
4 -) Senin sanini yüceltmedik mi?
5 -) Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylik vardir.
6 -) Evet, zorlukla beraber bir kolaylik vardir.
7 -) O halde bos kaldin mi, yine kalk (baska bir is ve ibadetle) yorul.
8 -) Ancak Rabbine yönel.
Taşların büyüsünden,suların şifası ve duaların gücü derken hoş kısa bir sohbetin ardından aklımda kalanlar bunlar kimbilir belki bir gün gazlıgöle gitmek nasip olur..

Read the rest of the Post >
Related Posts with Thumbnails