Sayfalar

12 Eylül 2011

CARTE D'OR LEZZET-İ RAMAZAN FİNAL SONUÇLARI

Merhabalar,
Umarım sizlerin de pazar günü en az benim ki kadar güzel ve dolu dolu geçmiştir….

Lezzet-i Ramazan finali için dün İstanbul’daydım ve unutulmaz güzel bir gün geçirdim..

Evet, birinci olamadım ama bir çok blogcu arkadaşımla tanışma ve yaptıkları birbirinden lezzetli yaratıcı dondurma tarfilerini deneme fırsatım oldu…
Günü kısaca özetlemek istiyorum...


                                         

Sabah 7:35 uçağınyla erkenden bulutların ,dağların ve şehirlerin üzerinden 9.700 metre yüksekten yaklaşık 50 dakika kadar uçup İstanbul' a vardım.....
Alandan beni gönderilen şöför aldı araça gelince annekaz Hayriye ile tanıştım ve Ankara'dan Asiye 'de bizimle gelecekmiş fakat maalesef uçağını kaçırmış :(
Tanışma ve hoş sohbet eşliğinde bizi gün boyu ağırladıkları Maltepe'de Foodsolutions (UFS), sektöre özel bir bilgi ve deneyim merkezi olan CHEF'İNN yerine geldik...


Diğer arkadaşlarımızı beklerken teresta adalara karşı kahvaltımızı yaptık...



Kahvaltılıklar servis hepsi harikada benim en çok hoşuma giden lezzetli çayları ve Defne Koz imzalı özel tasarım çay bardakları oldu..


Diğer arkadaşlarımında gelmesiyle sohbet iyice koyulaştı....
Saat 12,30 olunca iki guruba ayrılan ilk grup yarışma için önlüklerini takıp mutfağa girdiler....
Onlar için heycanlı dakikalar başlarken bizler de onları izleyip artan malzemelerini tırtıkladık :)
İlk guruba yarışma için ayrılan 1 saat 15 dakikalık sürenin sonunda dağılan mutfak toparlanması için terasta kahve molası ve ikramlar verildi....
Toparlanan mutfağın sonunda sıra Hayriye ,Derya ve bana gelmişti..
Yarışmayı atlatmış olmanın rahatlığı içinde bu seferde birinci gurup bizim mutfaklarımıza dalıp malzemelerimizi tırtıklamaya başladılar...
Saatler ilerleyip bize ayrılan süre de sona erince Jüri üyeleri yerini aldı....



Jüri üyelerimiz soldan sağa doğru..
Carte d'or Marka Müdürü : Nihan Kayı
Unilever Türkiye Gıda ve Pazarlama Şefi : Osman Bahadır
Carte d'or Marka Müdür yardıncısı : Özge Onur
Hepimiz sırayla eserlerimizi jürinin değerlendirmesine sunduk...


Jüri değerlendirme yaparken bizlerde Carte d'or un nefis dondurmalarıyla serinledik ...
Bu arada İzmir'den Bahar ( Cafeportakal) tesadüfen İstanbul'da bize çok yakın yerdeymiş kızı Elif ile bize süpriz yapıp aramıza katılmasıyla daha bir güzel oldu...
Vee günlerdik beklenen anın sonuna gelmiştik herkes yerini aldı pür dikkat sonuçların açıklanması bekleniyor...
Carte d'or Marka Müdürü Nikan Hanım açıklamayı yaptı ve kazanlar şöyle..



1. Nurcan Aktaş Dede ( Bursa ) nuralp
2. Bengü Doğruel ( İstanbul )pemberehber
3. Hayriye Koz ( Ankara )annekaz


Asiye'nin uçağı kaçırmasının dışında bazı aksiliklerde yaşandı mesela Hidayet 'in tatlısı olması gerekenden fazla donarken tam aksine Müberra'nın tatlısının donması gerekiyordu ama bunların keyfimizi kaçırmasına izin vermiyoruz....
Kazanan arkadaşlarımı tüm kalbimle kutlarım....
Diğer yarışmacılara Carte d'or dan cömert hediyeler ve paşabahçe'den şekerlemeler ile birlikte hediye çeki verildi...
Kendi adıma ben çok keyifli bir gün geçirdim...
Ve İzmir' e eve gönüş zamanı... Arkadaşlarla vedalaşıp tekrar uçuyoruz ....

Güneş sabah ki parlak ışıklarını tatlı kızllara bırakmış ....


Carte d'or a ,Chef'nn çalışanlara ve tüm arkadaşlarıma bu güzel gün için çok teşekkür ederim.....
Buradan yarışma resimlerine ve daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz....

Read the rest of the Post >

10 Eylül 2011

BANA MÜSADE İSTANBUL'A GİDİP GELEYİM



Artık Lezzet-i Ramazan finali için sayılı saatler kaldı....Yarın sabah 8:35 uçağı ile Adnan Menderes Havalimanından İstanbul'a uçup Carte D'or un düzenlemiş olduğu Lezzet-i Ramazan yarışmasında İzmir'li iki finalistden biri olarak yerimi alacağım...Katılan tüm arkadaşlarıma ve kendime başarılar diler final sonrası görüşmek üzere sevgiler..........



Not : Yarışmaya katılan tüm arkadaşların tarif ve bloglarına buradan ulaşabilirsiniz...

Read the rest of the Post >

9 Eylül 2011

ERİŞTE YAPIMI

Bu yıl nerden estiyse ben de bir erişte yapma hevesi , öyle ki yan komşuma artık her fırsatta erişte yapalım diyerek pes ettirmiş olmalıyım ki kabul etti....

Ben onun bu işi bildiğini o da benim bildiğimi sanıp bir güzel salonun ortasına tüm malzemeleri hazırlayıp yerimizi aldık.....
Eeeee hadi bakalım ne kadar ne koyacağız içine dememizle ikimizinde daha önce böyle bir faliyette bulunmadığı ortaya çıktı :)
Hemen tanıdık,eş,dost arandı bir çok ölçülerde bir çok tarifler alındı...
Sanırım herkesin kendine özgü tarifi var hangi tarifi yapacağımızı şaşırdık ben bana en uygun tarifi yaptım komşumda kendine en mantıklı gelen tarifi yaptı....
Benim tarifim şöyle....
Malzemeler :
3 kg un
10 adet yumurta
1 bardak irmik
250 ml süt
½ çay bardağı tuz
kararınca su ( 1 bardak kadar )
Yapılışı :
3 kg un büyükçe bir kabın içine elenir üzerine irmik eklenerek  ortası havuz gibi açılarak yumurtalar kırılır ,unun etrafına tuz serpilerek yavaş yavaş süt ilave edilerek gerekli miktarda su eklenerek sert bir hamur yoğrulur...

10 eşit parçaya bölerek yuvarlanır

 

Tepsiye aralıklarla sıralanarak üzerine nemli temiz bir bez örtülür

Bezeler önce merdane yardımı ile un serpilerek
sonra oklava ile böreklik yufkadan kalınca açılır


Açılan yufkalar sırasıyla temiz büyük bir bez üzerine aralıklarla sıralanır
bu işlem bezelerin hepsi bitinceye kadar yufkaların keserken birbirine yapışmaması için yapılır
ve ortalama 1 saat kadar ara sıra yufkalar ters düz çevrilir
Hafif kuruyan yufkalar keskin büyük bir bıçak yardımıyla şerit şerit kesilir
ve kurumaya bırakılır
En az 3 gün mümkünse kullanılmayan bir odada temiz büyükçe bir bez üzerinde ara sıra karıştırılarak kurumaya bırakılır ve bez bir kese içinde saklanır....
Erişte yapması
yoğurma kısmı yorucu
açma kısmı oyalayıcı
kesme kısmı zevkli
yeme kısmı keyifli
Afiyet olsun......

Read the rest of the Post >

7 Eylül 2011

KURU DOMATESLİ SARIMSAKLI EKMEK

Uzun zamandan beri ekmek yapmamıştım , dolapları yerleştirirken gözüme kuru domatesler ilişti sarımsak ,domates ve kuru nanenin uyumu malum bu üçlüyü ekmekle buluşturdum ..
Yanınada çay harika olur deyip ekmeklerimi aldığım gibi "Çay Kahve Bahane " etkinliğine Gelibolu17 ye gidiyorum sizleride beklerim hadi peşimden gelin neler var neler.........Tık...Tık.......
Resim yazısı ekle
Malzemeler :
1 yumurta
1 çay bardağı sıvıyağ
1 bardak ılık süt
1 pk instant maya
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
3½ bardak un
15 adet kuru domates ( sıcak suda bekletilmiş yıkanmış ve suyu süzülmüş )
1 tatlı kaşığı kuru nane ( kuru kekikte olabilir )
4-5 diş sarmısak ( dövülmüş )

Yapılışı :

Ilık süt şeker ve instant maya ile karıştırılarak 10 dakika kadar kabarmaya bırakılır..Kabaran maya
domates hariç diğer malzemeler 3½ bardak un ile yoğrulularak içine doğranmış kuru domatesler eklenerek biraz daha yoğrulur..

Üzerine nemli bez konularak kabarmaya bırakılır...
Kabaran hamur tekrar yoğrulur ve kalıplara konur veya şekillendirilerek yağlanmış tepsiye dizilirek üzerlerine zeytinyağı sürülür...
Yarım saat daha mayalandırılarak önceden ısıtılmış orta sıcaklıktaki fırında üzerleri kızarıncaya kadar fırınlanır...


Benim hamurum görmüş olduğunuz kalıplarada pişti aslında beş kalıba denk geldi fakat resim çekilirken birileri tarafından test edilip lezzet onayından geçiyordu...



Afiyet olsun..

Read the rest of the Post >

6 Eylül 2011

BÜYÜK ÇETMİ * YEŞİLYURT* KÜÇÜKKUYU

Yıllar var ki ben kardeşimle bayramlarda beraber olmayalı, bir bayram sabahına birlikte uyanmayalı, beraber baba ocağında olmayalı, sanmayın ki bayramları önemsemiyoruz değer vermiyoruz olmadı işte araya gurbet ,kilometreler,okul,görevler  girince hep bir yanımız buruk geçti bayramlarda....Bu yıl yıllık izinlerini bayram tatinide aylar önceden ayarlayıp denk getirdiler ve tabi bayramında yaza denk gelmesiyle  çifte bayram yaşadık ve ablasınıda alıp tatile götürünce ohhhhhh değmeyin keyfime :))
Nereye mi gittik ?
Öyle tatil köyü lüx otellere falan değil zaten bana göre değil tatili bir otelde geçirmek... Doğayla başbaşa sakin, her adımda tarihi hisseceğiniz, her nefeste mis gibi dağ, çam ,zeytin kekik kokularını içinize çekebileceğiniz Kaz dağının eteklerinde yemyeşil tertemiz havasıyla gözününüz alabildiğince masmavi deniziyle Ege nin başladığı yerde yani eski adıyla büyük Çetmi şimdiki adıyla Yeşilyurt ve Küçükkuyu arasında tatilimiz geçti ve tabi Akçay gezisi ve akşam yemeği.....
Gündüzleri Küyükkuyu 'da kampta ve deniz'de akşamları ise Yeşilyurt 'ta taş evinde dinlendik uyuduk...
Bir çırpıda gezivereceğiniz taşlı ve yokuşlu sokaklarıyla Yeşilyurt ( Büyük Çetmi ) Dünyanın oksijeni en bol iki yerinden biri olup tarihi dokusu korunmaya çalışıyor.. Bana sorarsanız keşke köye araçla girmeyi yasaklasalar daha bir güzel olacak zaten küçük olan köy araçlar yüzünden rahat dolaşılamıyor ama buna rağmen görülmeye değer....


Gelin birlikte köyü dolaşalım....



Dik olan köyün sokakların hemen hemen hepsi köy meydanında buluşuyor.....
Meydanda çay bahçesi....
Eski bir bakkal

TAT BAKKAL
Bu bakkaldan zeytin yağı,zeytin ve ev yapımı tarhana ,erişte kuskus gibi şeyler alabilirsiniz


Veee yorgun bir satıcı :)şişşşşt uyuyorr

Taş evlerin içi çok serin..




Pencereler eski ve yeni stilleriyle her zaman güzelll
Meydandaki Jandarma karakolu
Benim gibi eski el işlerini seviyorsanız buraya bayılacaksınız
Harika el işleri
Hediyelikler

Genelde keçe ile çalışılmış

Kedicikler çok hoş

Oyyy nasılda güzeller
Köy meydanından hediyelikleriniz alabilir burada dakikalarca sılıkmadan bakınabilirsiniz
Kremit üzerine boyamalar

Burası biraz mola verip dinlenmek için harika

Otlu dondurmaya ne dersiniz ?

At arabası

Resmini çekerken üzerime doğru yürüyen at
korkmadım ki :))
Geceleri  kaldığımız ev

Kapari ve arkadaşlara minik hediyeler bunun yanı sıra gitmişken zeytin almamak olmazdı
Burasıda gündüzleri deniz dışında dinlendiğimiz Küçükkuyu'da  kamptaki karavan

Karavanın önündeki yoğurt kapağı ,gazoz kapakları ve ip kullanılarak yapılmış rüzgar çanı
buna bayıldım yapanın ellerine sağlık.
Ve karşınızda Viliiiiiiii
Vili diğer kedilerden farkılı o kadar çok insanlara alışmışki artık miyav değil yav yuv gibi sesler çıkarıyor seneye konuşursa hiç şaşmam fakat çok yaramaz sahibi onu bağlamak zorunda bir kaç kez bizimlede arabaya bindi ve hemen arka cama yerleşiyor...


Bayram tatil her şey güzelde bir de ayrılık olmasa ama vakit geldi artık geri dönüş için bana bilet almaya gittik Küçükkuyu garajına girer girmez önümüze ilk Ulusoy Turizm çıktı bildik tanıdık bir şirket diye hiç düşünmeden biletimi aldım.....Bilet saati cuma saat 15.00 ...
 Hareket saateinden 5-10 dakika önce  garajda olmamız yetererliymiş özel servisleri yokmuş...
İşte bundan sonra başıma geleceklerden habersiz cuma günü hareket saatinden 15 dakika önce garajda idim..Geldiğimi haber vermek için bileti satan sekteretere gittim....Otobüsün 15 dakika kadar geçikeceğini söyledi..
Tamamdır sorunlu bir vatandaş değilim olabilir diyerek beklemeye başladım....
Aradan 20 dakika geçmesine rağmen otobüs gelmeyince tekrar sekreter kıza gittim..
Tekrar aynı cevap otobüşümüşşşş onbess yimiiii dakika kadar daha geçikecekmisssssss...
Aaaaaaa....
Kafasını aşağıya yukarıya sallayarak. Hı hıııııııı...

Pekiiiiiii bekliyelim .....Bekleme salonunda yerimi alıp tekrar beklemeye başlıyorum ....Saaten başka gelen giden yok....Tekrar aynı sahne ve yine aynı cevap otobüşümüşşş onbesss yimiii dakika daha geçikecekmiş ...Hı hııııı....
Artık beklemekten iyice gerildim....
Ve beklenen an ufuktan Ulusoy görüntüüüüüü bir saat geçikmeli olarak nihayet otobüse biniyorum....
Neyse kazasız belasız evimize varalım deyip söförün arkasındaki koltuğun arkasına cam kenarında 5 nolu koltuktaki yerime yerleşiyorum ...
Önümde sanırım yeni evli bir çift koltukları ardına kadar indirmişler elle gözgöze mucuk mucuk uluorta aşk meşk işleri yanımda ise genç bir hatun bayram bitmiş olmasına rağmen nedense tüm sülalesiyle bayramlaşma konuşmaları ve ardından sevgilisiyle telefonda aşkı ilan...
Derin bir nefes alıp ya sabır çekiyorum....
Ben diyeyim yarım saat siz deyin bir saat yol gittik bir benzin istasyonunda durup söförümüzün " 5 dakika mola hanımların ihtiyacı vardır " nası yani hanımların ihtiyacı varda erkeklerin yokmu ?
Kısa bir molanın ardından herkes yerlerini alıyor ve ilerliyoruz...
Çok gitmeden yine mola bu kez yarım saat.....Yarım satlik molayıda bitirip otobüste yerlerimizi alıyoruz...
Artık dayanamıyorum önce oturan çifte kumrulara koltuklarını biraz olsun kaldırmalarını rica ediyorum....
Yolculardan biri muavinden çay kahve servisiniz yokmu diye soruyor.. Muavinin cevabı şöyle : İsterseniz verebilirim... İstediğini söyleyen yolcuya  muavinden bomba cevap " siz isterseniz burda 50 kişide ister "
Ne zeki şeysin sen öyle :)) Kahve servisi gelmedi ama onun yerine bir sepet içinde ıslat mendil ikram edildi...
Caz yapma kolanyalı mendilleri kullan sakinleş...
Bu arada yanımdaki hatun beni iyiden iyiye germeye başladı hala telefonda ....Bi ara şarjım bitmek üzere der gibi oldu ohhhh çok şükür çok geçmeden telefonunun şarjı bitti de biraz rahat ettim....
Yolumuz devam ediyor , İzmir'de olmamız gereken saatlerde hala il sınırlarına girememiş şekilde belediye otobüsü misali yoldan yolcu alarak indirerek  ilerliyoruz..
Gün batıyor hava kararıyor..Şöförümüz yoruldu yedek şöförle yer değiştirerek karşımızdaki koltuğa oturdu çok geçmeden horlamaya başladı.. Şöyleee göz ucuyla baktım amann Allahım o ne göbek öyle her horultuda şişiyooo....Bol molalı bir yolculuğun sonunda saat 9 civarlarında İzmir'e girebildik fakat o da ne garaja değilde şehir içinde bir yerlerde ve dar sokaklarda dolaşıyoruz muavin hemen asıl şöförü uyandırdı sanırım yedek şöförümüz yolu karıştırdı ...Artık garaja yaklaştık umuduyla derin bir nefes aldım ama dur kızım daha bitmedi
bir terminale geldik muvinin anaonsu ile servise binecek yolcular burada inmesi gerekiyormuş yolcuların yarısı indi 5 dakika sonra tekrar bir ananons herkes insin...Sebep???
Burdan servisle garaja gidecekmişiz ,herkes söylenmeye homurdanmaya başladı...
Neyse yapcak bi şey yok  otobüsden inip garaja gitmek üzere servise bindik benim bindiğim serviste yaklaşık 15 kişi ve çoğunluğu kadındı garaja varıncaya kadar söföre bir güzel söylendik....En sonunda garajdayız şükürler olsun 233 kilometrelik yola saat 14.30 çıkıp 16.00 da otobüse binip akşam 22.30 eve vardım....

Otobüs beklerken resimdeki çiftler  bilet aldılar saat 20.45 de yer varmış çok sevindi garibanlar tam saatinde orda oluruz diye konuşuyorlardı...
Umarım düşündükleri gibi zamanında varacakları yere varmışlardır her ne kadar tanımasamda bu çiftinde geçmiş bayramları kutlu olsun.....
Ve bilet satan sekreter
 Gözlerini süzüp dudaklarını büzüp " otobüşümüşşşş onbesss yirmiii dakakika geçikecek .Hı hııı diyen kız canımsın sanada selam olsun...
Ulusoy sizi çok aradı mı ?
Şöförünüz ayrı ,muavininiz ayrı ,sekreteriniz apayrı...
Hepinize selam olsun......
Bir daha Ulusoyu tercih edermiyim?
Ben bi onbess yirmiiii dakika düşüneyim....
Hı hıııııııı...

Read the rest of the Post >

5 Eylül 2011

TATİL BİTTİ :( GELDİM :)

Geçmiş Ramazan bayramız kutlu olsun.....
Tatil bitti ve geldim.....
Bu gün tekrar işe başladık... Tatil rehaveti hala üzerimde yazacak o kadar çok şey biriktiki ki bir kaç gün sonra paylaşmak üzere sevgiler..........

Read the rest of the Post >
Bookmark and Share
Related Posts with Thumbnails
Related Posts with Thumbnails