Sayfalar

22 Şubat 2010

SİMİDİN TARİHCESİ

Her kesimden herkesin sevdiği bir lezzetdir simit ( gevrek ) peki bu sevdiğimiz lezzetin tarihcesinin çok ama çok eski yıllara dayandığını biliyormuydunuz ?....Ben çok eski bir tarif olduğunu tahmin ediyordum ama sultanlar zamanına kadar geçmişi olabileceğini düşünmemiştim ve simidin ne anlama geldiğini....


Simidin doğuşu hakkında elimizde kesin tarihler mevcut değildir. Kimileri Kanuni Sultan Süleyman döneminde kimileri Fatih Sultan Mehmed döneminde ortaya çıktığını söylemektedir. “Osmanlı devletinde sekbanlar fırınında çalışmak üzere işe yeni başlayan sanatkârlara “simitçi” denmiştir. Simitçiden olanlara hamurkar denirdi. Burada çalışan kabiliyetli görülenler ocakta yükseltilirdi. Saray fırınında da aynı adla çalışan sanatkarlar vardı.” (Meydan Larousse 1973: 375)“Evliya Çelebi, Seyahatname’de simitçi esnafının 70 dükkânda, 300 nefer olarak çalıştıklarını yazmaktadır. Simitçilerin bazıları kendi hesaplarına, bazısı da simitçi fırınlarının çırakları olarak fırın hesabına gündelikle çalışırlardı. Seyyar simitçiler, fırınlardan aldıkları simitleri, günde beş posta değişik yerlerde satarlardı.Simitçilerin bazısı mallarını uzunca bir çubuğa takarak taşırlardı. Bazısı da orta büyüklükte bir sepete doldurur, bununla dolaşırdı. Çoğunluk ise sehpasını koltuğunun altında bulundurduğu, başının üzerindeki açık tablada satış yapardı. Kapalı tablalar mecburi tutulunca simitçiler, kışın yağmurlu havalarda bu kapağı tamamen yazın simitlerin gevrekliğinin bozulmaması için de yarım olarak kaparlardı. Kapağı olmayan simitçiler, harar dokumasından kalın ve sert kıllı bir örtüyü simitlerin üzerine örterlerdi. Geceleri dolaşan simitçiler, tablalarının veya sepetlerinin kenarlarına küçük bir fener de asarlardı.Simitçilerin en büyük rakipleri çörekçilerdi. Özellikle ‘Ayasofya çöreği’ diyerek bağıran çörekçilerle simitçiler arasında zaman zaman tatsız olaylar da cereyan ederdi.” (Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi 1994: 560)

3 yorum:

ÖRGÜÇANTAM dedi ki...

hiç bilmediğim bir bilgi bu yüreğine sağlık. kucak dolusu sevgiler canım

nohut oda dedi ki...

hiç merak etmemiştim tarihçesini..ki ne kadar çok severim hele izmit simidi..birkerede 3 tane yiyebilirim:)
izmirin de gevreği meşhur ama ben hiç sevmedim..

Muhterem'le Afiyetle dedi ki...

Canım,
Verdiğin bilgiler sayesinde simit hakkında bilmediğim şeyleri öğrenmiş oldum.
Şimdi çıtır çıtır bol susamlı bir simit, beyaz peynir ve demli bir çay olsa ne iyi olurdu.
Bu arada;
Kırmızı biber dolgulu fırın makarnayı sayfanda gördüğüm anda "ben bunu yapmalıyım" dedim ve denedim.
Beni hem görüntü hemde tat olarak hiç yanıltmadı.
Tarifi Blogcu'da yayınlamıştın, Blogspot'a geçtiğin zaman bu tarife henüz yer vermediğin için tarife değil genel olarak sayfana link verdim.
Tarif için tekrar teşekkürler.

Related Posts with Thumbnails